Bu çeşme 237 yıldır neden akmıyor?
"Goygoy" kelimesi bugün farklı bir anlam taşısa da, bir zamanlar İstanbul'da çocukların korkulu rüyasıydı.
Muharrem ayıyla birlikte sokaklarda görülen ve "goygoycu" olarak anılan dilenciler, yaramaz çocuklar için adeta bir öcü gibi anlatılırdı. "Hele dur Muharrem gelsin de seni goygoycunun torbasına koyayım" sözüyle çocuklar korkutulurdu.
Goygoyculuk yalnızca dilencilik değil; ses, ezgi ve hafıza gerektiren kendine özgü bir gelenekti. Bugün bilinen bazı ilahiler de yüzyıllar boyunca goygoycular tarafından terennüm edilmiştir:
"Şol cennetin ırmakları akar Allah deyu deyu", "Yemen ellerinde Veysel Karani" gibi...
İşte o dönemin dilinden bir tekerleme:
"Ya hoy goy goy canım!
Bulgur aşk et imanım"
Bugün Sultanahmet'in en işlek güzergâhlarından birinde, çoğu kişinin fark etmeden yanından geçtiği Nakşidil Kadın Çeşmesi ise bütün bu tarihî, dinî ve kültürel hafızanın sessiz bir işareti gibi duruyor.
"Goygoy" kelimesi bugün farklı bir anlam taşısa da, bir zamanlar İstanbul'da çocukların korkulu rüyasıydı.
Muharrem ayıyla birlikte sokaklarda görülen ve "goygoycu" olarak anılan dilenciler, yaramaz çocuklar için adeta bir öcü gibi anlatılırdı. "Hele dur Muharrem gelsin de seni goygoycunun torbasına koyayım" sözüyle çocuklar korkutulurdu.
Goygoyculuk yalnızca dilencilik değil; ses, ezgi ve hafıza gerektiren kendine özgü bir gelenekti. Bugün bilinen bazı ilahiler de yüzyıllar boyunca goygoycular tarafından terennüm edilmiştir:
"Şol cennetin ırmakları akar Allah deyu deyu", "Yemen ellerinde Veysel Karani" gibi...
İşte o dönemin dilinden bir tekerleme:
"Ya hoy goy goy canım!
Bulgur aşk et imanım"
Bugün Sultanahmet'in en işlek güzergâhlarından birinde, çoğu kişinin fark etmeden yanından geçtiği Nakşidil Kadın Çeşmesi ise bütün bu tarihî, dinî ve kültürel hafızanın sessiz bir işareti gibi duruyor.