Hacer Foggo: 7 milyon çocuk yoksulluk ve sosyal dışlanma içinde
21 Aralık 2025 11:33
Güncelleme: 21 Aralık 2025 11:56
Derin Yoksulluk Ağı Kurucusu Hacer Foggo, yoksulluğun yalnızca gelir eksikliği olmadığını belirterek, kamu hizmetlerinin geri çekildiği alanlarda "çeteler ve tefecilerin" boşluğu doldurduğunu söyledi. Foggo, TÜİK verilerine atıfla 7 milyonun üzerinde çocuğun yoksulluk veya sosyal dışlanma içinde yaşadığını ifade ederken, yoksulluğun azaltılması için atılması gereken adımları da sıraladı.
Foggo, yoksul mahallelerin "suç üreten yerler" diye etiketlenmesinin yanlış olduğunu söyledi. Asıl sorunun, derin yoksulluğun ve "ekonomik şiddetin", kamu hizmetlerinin ulaşmadığı ve kamusal desteğin geri çekildiği yerlerde şiddeti görünmez biçimde normalleştirmesi olduğunu dile getirdi.
Derin yoksulluğun yalnızca gelir eksikliği olmadığını vurgulayan Foggo, hukuki koruma, bakım, sosyal adalet, sosyal hizmetler, nitelikli eğitim ve güvenli istihdamın eksikliğine dikkat çekti. Foggo, bu boşluklarda çeteler ve tefecilerin ortaya çıktığını, insanların hayatta kalmak için "alternatif geçim stratejilerine" yönelmek zorunda kaldığını ifade etti.
Nefes'in haberine göre, sahada dinlediği örneklerde borç verme, yoksul insanların üzerinden kredi çekme ve kişilerin üzerine şirket kurdurma gibi yöntemlerden söz ederek, Adalet Bakanlığı'nın kapsamlı bir araştırma yapması halinde bu mekanizmaların daha görünür olabileceğini belirtti. Sürekli borç, güvencesiz gelir, işsizlik ve açlık tehdidi altındaki hanelerin, sosyal devletin hak temelli ve koruyucu politikaları zayıfladığında bu tür yapılara daha açık hale geldiğini söyledi.
Foggo, bu sürecin özellikle genç erkekler açısından "güç" ve "aidiyet" vaadiyle ilerlediğini, kadınlar ve çocuklar için fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddetin artması anlamına geldiğini belirtti. Foggo'ya göre çözüm, "hak temelli sosyal politikalar", güvenceli gelir, nitelikli ve eşit eğitim, çocukları ve kadınları koruyan güçlü sosyal hizmetler ve etkili koruma mekanizmaları.
Foggo, Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında çocuk yoksulluğunda ikinci sırada yer aldığını söyledi. TÜİK verilerine göre 7 milyonun üzerinde çocuğun yoksulluk veya sosyal dışlanma içinde yaşadığını belirten Foggo, çocukların yüzde 30,4'ünün maddi yoksunluk içinde, yüzde 39,5'inin ise yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olduğunu kaydetti.
MESEM kapsamında yüz binlerce çocuğun haftanın 4 - 5 gününü işletmelerde geçirdiğini ifade ederken, denetim ve iş güvenliği açıkları nedeniyle bu çocukların ihmal, istismar ve iş kazası riskiyle karşı karşıya olduğunu dile getirdi.
Gıda fiyatlarındaki artışın yoksul hanelerdeki çocukları doğrudan etkilediğini belirten Foggo, her 10 çocuktan birinin günde taze meyve-sebze tüketemediğini, her dört çocuktan birinin düzenli protein alamadığını söyledi. Yetersiz beslenmenin çocukları önce devamsızlığa, ardından okul terkine sürüklediğini vurguladı.
Foggo, 15-17 yaş grubunda işgücüne katılım oranının 2020'de yüzde 16,2 iken 2024'te yüzde 24,9'a yükseldiğini belirterek, çocuk işçiliğinin büyüdüğünü ve bunun "tercih" değil hayatta kalma zorunluluğu olduğunu ifade etti.
Foggo, yoksulluğun azaltılması için atılması gerektiğini söylediği adımları şöyle sıraladı:
-Yoksulluk "gelir sorunu" değil, "insan hakları ihlali" olarak tanınmalı.
-Sosyal yardımı "muhtaçlıktan" çıkarıp "hak temelli sosyal koruma"ya dönüştürmek: Barınma - gıda - sağlık hakkı koşulsuz güvence altına alınmalı.
-Her çocuğa ücretsiz, besleyici okul yemeği verilmeli.
-Sağlıkta katkı paylarını kaldırmak, yoksulluk nedeniyle tedaviye erişememeyi bitirmek gerekiyor.
-Sosyal konutu önceleyen, evsizlik riskini azaltan kamusal barınma politikası geliştirilmeli.
-Okul terklerini önlemek için okul temelli sosyal hizmet sistemi, her okulda sosyal hizmet uzmanı ve psikolog, çocuk işçiliğine "sıfır tolerans" sağlanmalı.
-Ücretsiz bakım emeğini tanımak; 0 - 6 yaş için ücretsiz kamusal kreşleri yaygınlaştırmak, tek ebeveynli ve şiddet mağduru kadınlara gelir ve barınma güvencesi sağlanmalı.
-Kayıt dışı ve güvencesiz işleri denetlemek, ücretleri yaşam maliyetine endekslemek; sendikal hakları güçlendirilmeli.
-Yoksul mahallelerde erişilebilir kamusal alanları güçlendirmek, yoksul kadınların evinden terliğiyle çıkıp ulaşabileceği, mahalle ölçeğinde planlanmış kamusal alanları yaygınlaştırmak.