Murat Kurum: Hatay COP31 vizyonunun en önemli duraklarından
Türkiye'nin çevre duyarlılığı alanında attığı adımlar dünyanın her yerinde takdir görüyor.
Bu yılki Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) da Türkiye'nin ev sahipliğinde Kasım ayında Antalya'da düzenlenecek.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın öncülüğünde Türkiye'den doğan Sıfır Atık Hareketi de dünyanın hayranlığını kazanmaya devam ediyor.
HATAY'DA COP31 PANELİ
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Hatay'da “Türkiye'nin COP31'e Giden Yolu: Dirençli Şehirler" panelinde konuşma yaptı.
Kurum, konuşmasında 6 Şubat 2023 depremlerinden en çok etkilenen illerden olan Hatay'daki çalışmaları ve COP31 hazırlıklarını anlattı.
"İKLİM EYLEMİNİ SAHAYA İNDİRMEK İSTİYORUZ"
Kurum, konuşmasında şunları söyledi:
“COP31 Başkanı olarak burada bulunmanın benim için çok özel bir anlamı var. İklim eylemini sahaya indirerek, çözümü şehirlerde büyütmek; dirençli, sürdürülebilir ve insan merkezli şehirleri küresel gündemin ana başlıklarından biri hâline getirmek istiyoruz.
"ZİRVEYİ TEKNİK TOPLANTI OLARAK GÖRMÜYORUZ"
Kasım ayında Antalya’da gerçekleştireceğimiz zirveyi yalnızca teknik müzakerelerin yapıldığı bir toplantı olarak görmüyoruz. Aksine, bu zirveyi şehirlerin sorunlarına çözüm üreten, yerel yönetimlerimizin gücünü görünür kılan ve sözleri somut sonuçlara dönüştüren bir çözüm platformu olarak değerlendiriyoruz.
"HATAY YENİDEN İNŞA İRADESİNİ HATIRLATIYOR"
Bu nedenle Hatay’daki bu program, söz konusu vizyonun en önemli duraklarından biridir. Hatay bize yalnızca acıyı değil; aynı zamanda umudu ve yeniden inşa etme iradesini de hatırlatıyor.”
"ENERJİ TÜKETİMİNİ YÜZDE 39 AZALTTIK"
Küresel enerji tüketiminin yaklaşık 4'te 3'ünün şehirlerde olduğuna dikkat çeken Kurum, sözlerine şöyle devam etti:
"Sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 70’i şehirlerden kaynaklanıyor. Bu tablo bize şunu söylüyor. Şehirlerimiz yalnızca büyüyen yerleşim alanları değil, iklim eyleminin ana mekanlarıdır.
Biz, depremden etkilenen 11 ilimizde tam da bu anlayışla hareket ettik. Tarihin en büyük kentsel yeniden inşa sürecini, yeni bir yol haritasına dönüştürdük. Bu yol haritasını verimlilik, çevre dostu yapılar, sıfır atık, akıllı sistem yönetimi ve sürdürülebilir yerleşim ilkeleri üzerine kurduk. Deprem sonrası yarım milyon konutu neredeyse sıfır enerjili bina konseptine uygun tasarladık; enerji tüketimini yüzde 39, sera gazı emisyonunu yüzde 38 azalttık.
"HATAY DEKLARASYONU DÜNYA ŞEHİRLERİNE REFERANS OLACAK"
Bu yaklaşımı yalnızca deprem bölgesinde değil, 81 ilimizin tamamında benimsiyoruz. Tüm bu adımları 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefimiz ve Yeşil Kalkınma Vizyonu'muzla uyum içinde atıyoruz. COP31’de dayanıklı şehirlerin desteklenmesini, uluslararası iklim gündeminin temel önceliklerinden biri haline getirmeyi hedefliyoruz. Çünkü küresel çapta, binaların emisyonlarını azaltmalıyız.
Yeşil bina sertifikasyon sistemlerini güçlendirmeliyiz. Dirençli şehirler için yeni finansman mekanizmalarını geliştirmeliyiz. Dirençli altyapı ve bina standartlarını küresel ölçekte yaygınlaştırmalıyız. Bu başlıklar yalnızca Türkiye’nin öncelikleri değildir, şehirlerin ortak ihtiyacıdır. İnsanlığın ortak geleceğine karşı sorumluluğumuzdur. Ben, bu programın sonunda hazırlanacak Hatay Deklarasyonu'nun dünya şehirleri için, tüm insanlık için güçlü bir referans olacağına yürekten inanıyorum."
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)